[7.5] Mert Çetinkaya: Tek bir “Ben” yok.

ATÖLYE Öğrenme Programları Tasarımcısı, sistem düşünürü, kolaylaştırıcı Mert Çetinkaya ile insanın kendini bulma yolcuğu, etrafındaki kişiler ve olaylarla değişen “ben”liği, insan odaklı tasarım ve derin dinleme konuları üzerine konuştuk.

Mert Çetinkaya

Mert Çetinkaya’yla neler konuştuk?

  • MAKİNA MÜHENDİSLİĞİNDEN ÖĞRENİM TASARIMINA

    Makina Mühendisliği okudu. “Öğrenme Tasarımı” yapıyor. Makina mühendisinin Organizasyon ve Öğrenme Tasarımı’yla ne işi var? Ford’da, Arçelik’te değil de neden ATÖLYE’de çalışıyor? Hayat Mert’i nasıl buraya getirdi?
  • KENDİNİ BULMA / KENDİNİ İNŞA ETME MÜCADELESİ

    Mücadelemiz kendimizi bulma / kendimizi inşa etme mücadelesi. Mert bu mücadelede ne noktada olduğunu düşünüyor?
  • NEDİR BU “TASARIM” HİKAYESİ?

    Kurum tasarımı, öğrenme tasarımı, iş tasarımı, ürün tasarımı, süreç tasarımı…
    Aslında her şeyin bir “tasarım”ı var. İnsanların çoğu da farkında olsa da olmasa da “tasarımcı”.
    “Tasarım” konusuyla ilgili ne düşünüyor?
  • PEKİ NASIL, NEYE GÖRE TASARIM?

    Madem etrafımızdaki her şey bir tasarım. Bunun farkında olduktan sonra neye göre tasarım yapacağız?
    İnsan odaklı tasarım nedir?
    Derin dinleme nedir?
    Çok beğendiği Otto Scharmer “U Theory”siyle ne anlatmaya çalışıyor?
  • BAŞARI TANIMI

    Başarı onun için ne ifade ediyor? Kimlere başarılı diyor?
  • KLASİK SORULARIMIZ

    Hayatının son 5 senesinde nelere daha fazla hayır demeye başladı?
    En fazla hediye ettiği kitap hangisi ve neden?
    Türkiye’de herkesin akıllı telefonunun arkaplanına istediğin şeyi yazabilecek olsan ne yazardı?  

ATÖLYE

ATÖLYE, bünyesinde yaratıcı platform ve stratejik tasarım stüdyosunu  barındıran, 21. Yüzyıl yaratıcı hizmetleri veren, pozitif etki yaratma amacıyla kurulmuş yeni nesil bir organizasyon. 

Sağladığı hizmetlerin içinde ürün tasarımı, deneyim tasarımı, öğrenim tasarımı, mekan ve organizasyon tasarımı var.

Tüm örnek projeleri incelemek için: https://atolye.io/tr/ornek-projeler/

ATÖLYE  disiplinlerarası etkileşimin merkeziee yer alan yaratıcı endüstriler, sosyal bilimler, iş geliştirme, teknoloji ve mühendislik gibi farklı alanlarda çalışan uluslararası bir komünite sahip. Komünite üyeleri, ATÖLYE bünyesinde fikir geliştiriyor, fikirlerin prototiplerini üretiyor, deneyimlerini paylaşıyor ve geri bildirim alıyor.

Komünitede kimler var diye merak ediyorsan: https://graphcommons.com/graphs/e21039b2-83b8-41e7-a7e2-32f197df590e

Bir makina mühendisi olarak…

“Fen lisesi çıkışlı biri olarak beklenti karşılamak üzere girdiğim makina mühendisliğinde, en başlarda problem çözmek keyifli gelmişti. Daha sonra başıma gelen bazı travmatik olaylar üzerine hayatı sorgulamaya ve büyük sorular sormaya başladım. Üniversite üçüncü sınıfta gittiğim exchange programında ilk kez sürdürülebilirlik, iklim değişimi gibi konularla tanıştım. Orada “kendimi, kendimden daha büyük bir amaca adamak” bana daha anlamlı gelmeye başladı. İsveç’te sürdürülebilirlik üzerine gittiğim yüksek lisans benim için en dönüştürücü deneyimlerdendi. Dünyayı nasıl dönüştürürüz üzerine öğrenen bir komünitelerin var olabileceğini fark ettim.”

“Dönüşüm yaratmak istiyorsan bir grup insanla bireysel ilişkilerle sistemsel seviyede dönüşüm yaratabilirsin.

Bu noktada ‘art of hosting’ kavramı ile tanıştım. Kolaylaştırıcılık kaslarım burada gelişmiş oldu.”

Art of hosting: birbirinden farklı geçmişlere sahip bir grup insanı, onlar için ortak, önemli konular etrafında nasıl bir araya getirip yeni çözümler ve aksiyonlarla ortaya çıkarırız üzerine yapılan deneyim serileri.

Kolaylaştırıcılık:  Farklı düşünce yapılarını kapsayarak o düşünce etrafında kolektif bir çalışmanın gerçekleşmesini sağlamak, süreç içerisinde onlara yardımcı olmak. 

Hayatımın bu aşamasında ATÖLYE ve Design Thinking ile yollarım kesişti. 

Kendini bulabildin mi?

10 üzerinden 7-8 hissediyorum kendimi bulduğumu düşünüyorum. Ama kendini bulmaktan kastımızı netleştirmek lazım. Aslında ben şunu buldum; bana iyi gelenler, kötü gelenler, işle alakalı olmazsa olmazlar ya da kırmızı çizgiler… ben  bunların yanıtlarını buldum. 

Bunları da deneme yanılma ile buldum. 

Üniversite yıllarında ufak tefek stajlar, deney alanları ile ne istemediğime karar verdim. Devlet kurumunda, Birleşmiş Milletlerde, danışmalık yapan bir yerde ve mühendislik üzerine çalışan yerlerde stajlar yaptım ve hiç birinde olmak istemediğime karar verdim. Sonra küçük küçük yeni deneylerle yolculuğumu tanımlamaya çalıştım, çalışıyorum.

Tavsiyem: Kariyerimin başındayken kendini kariyerini bulma yolunda bir ufak deneyler yapmalısın. Bu deneyler illa ki kesin evet ya da hayırlar barındırmak zorunda değil. Farklı yönlerini değerlendire değerlendire yol çizmeye başlamalısın. Bu yolda kendine ara ara sorman gereken en önemli soru:

Doğru yolda olduğunu hissediyor musun?

İnsan olma hali

Öncelikle kabul edelim: statik bir sen yok. Canlı, biyolojik bir sen varsın, her sabah bir başkası olarak uyanıyorsun. Gelişen, değişen, bazen adapte olan bir sürecin içindesin.

Bu yüzden “sen şöylesin, sen böylesin” gibi yargılamalardan kaçınıyorum. Çünkü daha akışkan olmalıyız. Zihin sürekli her şeyi basite indirgemeye çalışıyor, bir kategoriye oturtup rafa kaldırmak istiyor. Bu yüzden, bizi konfor alanına çekmeye çalışıyor. Modern hayatta yaşayan insanlar olarak, zihne hükmetmek gerekiyor. Yargılardan, olayları bir sonuca bağlamaya çalışmaktan kaçınmak gerekiyor. 

TASARIM ODAKLI DÜŞÜNME

Tasarım bir problem çözme süreci.

Var olan gerçekliği değerlendirip daha iyi bir gerçeklik hayali kurmak, “şu an böyle”den “nasıl olmalı”ya doğru giden planlı aksiyonları içeren bir süreç.

Karmaşık problemleri çözmede şu anki duruma baktığımızda farklı sosyal gerçeklikler var. Tasarım Odaklı Düşünce ile var olan problem alanını iyice anlamlandırıp ortak bir zemine getirmeye çalışıyoruz. Empatiyi odağımıza alıp farklı paydaşlarla, faydalanıcılarla görüşüyoruz. 

Topladığımız tüm iç görü ve donelerle problem alanını tanımlayıp, potansiyel fırsat alanlarını keşfediyoruz. Ardından belirlediğimiz fırsatlar, 

Bir çok çözüm fikri geliştiriyoruz, arasından seçenek yaratıyoruz.Deneme yanılma ile varsayımlarımızla testler yapıyoruz. Ardından bu kanıtlanmış çözümlerin sürdürülebilirliğini sağlamak için kapasite yaratmaya çalışıyoruz.

Mert’in “Çetrefilli Bir Dünyada Tasarım Yapmak” yazısının tamamı için.

Derin dinleme

İnsanlar nasıl daha iyi dinlenir ve anlanır?

İnsanlar bir problemle karşılaştıklarında hızlıca çözüm önerileri geliştiriyorlar. Ama sorunu yeterince iyi anlayıp anlamadıklarını sorgulamıyorlar, sorular sorup problemin derinine inmiyorlar. 

Bu noktada ‘dinleme’ problemleri olduğunu görüyoruz.

Nasıl bir gelecek ön görüyorsun?

Optimistlik yönümün daha ağır basıyor. İçinde bulunduğumuz ortama adapte olduğumuz, doğal ekosistemler ile daha harmoni içinde yaşadığımız insanların birbirleri ile uyum içerisinde yaşadığı bir gelecek olacağını umut ediyorum ve inanıyorum. Ancak bu gelecek, yakın zamanda gelmeyecek. 

Öncelikle bizim yaşam zamanımız içinde iklim değişikliği, ciddi göç dalgaları, gıda yetersizliğini gibi toplumsal meselelerin dibini göreceğiz. Bir aşağı inip öyle yukarı çıkacağız.

Önerilen kitaplar:

Arkaplan: